Gazze, İsrail’in büyük bir soykırım yaptığı yerin merkezi konumunda. Aylardır dünyanın gözü önünde, bombalarla ve açlıkla kuşatılmış bir şehir. Ancak en büyük sessizlik, gerçeğin sesi susturulduğunda ortaya çıkıyor.
Al Jazeera muhabiri Enes Şerif, Şifa Hastanesi önündeki basın çadırına düzenlenen İsrail saldırısında şehit oldu. Yanındayer alan 4 meslektaşı da hayatını kaybetti. Gazze’de 238 gazeteci ve medya çalışanının öldürüldüğü belirtiliyor. Uluslararası basın özgürlüğü kuruluşları, bu ölümlerin doğrudan hedef gözetilerek gerçekleştiğini raporluyor.
Enes Şerif, Gazze’nin kuzeyindeki Cebaliye Kampı’nda doğdu. Tehditlere rağmen haber yapmayı sürdürdü. Her yayınında Gazze’nin hafızasını kayıt altına aldı. İsrail ordusunun tehditlerine rağmen, mikrofonunu Gazze’nin yıkılmış sokaklarında tutmaktan vazgeçmedi.
Gazze’deki gazetecilere yapılan saldırılar, planlı bir stratejiyi işaret ediyor. Enes Şerif’in ölümü, bu stratejinin bir parçası. Benzeri örnekler, İsrail’in gazetecileri susturmak için planlı bir şekilde hareket ettiğini gösteriyor.
İsrail, gazetecileri hedef alarak tanıklığı ortadan kaldırmayı ve sivillere yönelik saldırıları belgelemeyi engellemeyi hedefliyor. Ayrıca, psikolojik baskı kurarak toplumu sindirmeye çalışıyor.
Enes Şerif’in ölümü ve Gazze’deki gazetecilere yapılan saldırılar, uluslararası basın kuruluşları ve insan hakları örgütlerinden sert tepkiler aldı. Bu saldırılar uluslararası hukuka aykırı olarak değerlendiriliyor ve savaş suçu olarak nitelendiriliyor.
Reklam ve İşbirliği: [email protected]