Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi’ne sunulan yeni bir rapora göre, İran Bağımsız Uluslararası Bilgi Toplama Misyonu uzmanları, ABD’nin Şubat ayında İran’ın Minab ve Lamerd kentlerinde sivil hedeflere yönelik düzenlediği saldırılarda savaş suçu işlemiş olabileceğine dair “makul gerekçeler” tespit etti. Aynı rapor, İran makamlarının Aralık 2025 ve Ocak 2026’daki hükümet karşıtı protestoları bastırırken insanlığa karşı suçlar işlediği sonucuna vardı.
ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, rapordaki bulgulara itibar etmediklerini bildirdi. Daha önce ABD, Lamerd’i vurmadığını savunmuş ve Minab’daki olayları incelediğini duyurmuştu. İran makamları ise bulgular hakkında henüz açıklama yapmadı ancak geçmişte sistematik insan hakları ihlali iddialarını reddetti.
BM uzmanları, çatışma sırasındaki en ölümcül iki sivil saldırısını detaylıca inceledi. 28 Şubat’ta Minab’daki Şecere-i Tayyibe İlkokulu’na düzenlenen Tomahawk füzesi saldırısında en az 156 kişi yaşamını yitirdi; ölenler arasında 120 çocuk bulunuyordu.
Okulun, aynı gün hedef alınan Devrim Muhafızları Ordusu deniz kuvvetleri tesisinin hemen yanında yer almasına rağmen, askeri amaçlarla kullanıldığına dair hiçbir bilgi bulunmuyordu. Uzmanlar, deliller ve füzenin sadece ABD envanterinde olması nedeniyle saldırının ABD tarafından gerçekleştirildiğine inanmak için makul gerekçeler olduğunu belirtti. Saldırı doğrudan okulu hedef aldı.
Yine 28 Şubat’ta Lamerd kasabasındaki bir spor kompleksi ve yerleşim alanına düzenlenen saldırıda en az 21 sivil hayatını kaybetti. Hassas Vuruş Füzeleri (PrSM) ile gerçekleştirilen bu saldırının da ABD tarafından yapıldığına dair makul gerekçeler mevcuttu, zira bu füze tipine yalnızca ABD sahipti.
ABD ordusu, o gün Lamerd’e herhangi bir saldırı düzenlemediğini ve kullanılan silaha ilişkin raporlara itiraz ettiğini savundu. Uzmanlar, her iki olayda da ABD’nin sivil kayıplarına yol açan ayrım gözetmeyen saldırılar düzenleyerek savaş suçu işlediğine dair güçlü gerekçeler olduğunu aktardı.
Rapor, İran makamlarının Aralık 2025 ve Ocak 2026’da ülke genelinde düzenlenen kitlesel protestoları şiddetle bastırmasını da ele aldı. Güvenlik güçleri, 31 vilayetin tamamında benzeri görülmemiş bir boyutta ölümlere neden oldu; çatılardan ve yüksek noktalardan kalabalıklara ateş açtı.
Sağlık tesislerine saldırılar düzenlendi, yaralı göstericiler ve sağlık çalışanları gözaltına alındı. Gözaltına alınan on binlerce kişi işkence, tecrit ve hukuki yardımdan yoksun bırakılma gibi durumlarla karşı karşıya kaldı. Gösterilerle bağlantılı suçlamalarla hızlı yargılamaların ardından en az 29 kişi idam edildi.
BM uzmanları, İran makamlarının protestolar sırasında cinayet, hapis, işkence ve diğer insanlık dışı eylemleri içeren insanlığa karşı suçlar işlediği sonucuna vardı. İran’daki sivillerin, kendi hükümetlerinin ağır insan hakları ihlalleri ile ülkenin ABD ve İsrail ile yaşadığı ölümcül çatışma arasında kaldığı vurgulandı.
Reklam ve İşbirliği: [email protected]