Gürültüye bağlı işitme kaybı, Türkiye’de en sık bildirilen meslek hastalıklarından biridir. Sinsi ilerler, ağrı yapmaz ve kişi genellikle kaybı fark ettiğinde geri dönüşü olmayan bir noktaya gelinmiştir. Bu tablonun hukuki karşılığı da ağırdır: yıllar sonra açılan davalarda tartışılan soru, kaybın işe başlamadan önce mi yoksa sonra mı oluştuğudur. Bu sorunun cevabı tek bir belgede saklıdır ve o belge işe giriş odyometrisidir.
Odyometri, ses yalıtımlı bir kabinde yapılan ağrısız bir testtir. Kişiye kulaklık takılır ve farklı frekanslarda, giderek azalan şiddette sesler verilir. Katılımcı duyduğu her sesi bir düğmeye basarak bildirir. Böylece her kulak için, her frekansta duyulabilen en düşük ses şiddeti, yani işitme eşiği belirlenir.
Sonuç bir grafik üzerinde gösterilir. Gürültüye bağlı kayıpların karakteristik bir deseni vardır: genellikle dört bin hertz civarında belirgin bir çentik oluşur ve konuşma frekansları uzun süre korunur. Kişinin günlük hayatta hiçbir zorluk yaşamıyor olması, bu çentiğin bulunmadığı anlamına gelmez. Testin değeri de burada yatar; kayıp fark edilmeden önce yakalanabilir.
Gürültü maruziyeti, mevzuatta sayısal eşiklerle tanımlanmıştır. Sekiz saatlik çalışma süresine göre hesaplanan günlük maruziyet düzeyi seksen desibeli aştığında, çalışanın talebi halinde işitme testi yapılması gerekir. Seksen beş desibeli aştığında ise test isteğe bağlı olmaktan çıkar ve işveren için zorunlu hale gelir. Aynı eşikte kişisel koruyucu donanım kullanımı da zorunludur. Maruziyet sınır değeri ise seksen yedi desibeldir ve bu değer koruyucu donanımın etkisi hesaba katılarak değerlendirilir.
Bu eşiklerin belirlenmesi tahminle olmaz; işyerinde gürültü ölçümü yapılması gerekir. Ölçüm yapılmadan “buranın gürültüsü yüksek değil” varsayımıyla odyometriyi atlamak, risk değerlendirmesinin eksik yapıldığı anlamına gelir.
Bir çalışan on yıl sonra işitme kaybı nedeniyle meslek hastalığı başvurusu yaptığında, süreç şöyle işler: mevcut durum ölçülür, kaybın derecesi ve deseni belirlenir, ardından bunun mesleki maruziyetle ilişkisi değerlendirilir. Bu değerlendirmede en güçlü veri, işe başlangıçtaki eşik değerleridir.
İşe giriş odyometrisi varsa iki sonuçtan biri çıkar. Kayıp işe başlamadan önce de mevcutsa, bu belgelenmiş olur ve işverenin sorumluluğu ilgili ölçüde sınırlanır. Kayıp sonradan oluşmuşsa, bu kez çalışanın hakkı nesnel biçimde ispatlanır. Her iki durumda da taraflar bir veriye dayanır.
İşe giriş odyometrisi yoksa böyle bir ayrım yapılamaz. Bilirkişi, maruziyetin varlığından hareketle kaybı büyük ölçüde işe bağlı kabul etme eğiliminde olur. Yani testin yapılmamış olması, doğrudan işveren aleyhine sonuç doğurur. Birkaç dakikalık bir testin atlanması, yıllar sonra altı haneli bir tazminat farkına dönüşebilir.
Odyometrinin anlamlı olması için bazı koşulların sağlanması gerekir. Bunlar atlandığında elde edilen değerler gerçek işitme durumunu yansıtmaz:
Dördüncü madde pratikte en sık karşılaşılan durumdur. Buşon nedeniyle düşük çıkan bir sonuç, gereksiz yere kalıcı kayıp olarak kayda geçebilir. Basit bir kulak temizliği sonrası tekrarlanan testte değerler normale dönebilir.
İşe giriş testi tek başına yeterli değildir. Gürültü maruziyeti devam ettiği sürece test belirli aralıklarla tekrarlanır ve her sonuç bir öncekiyle karşılaştırılır. Aranan şey mutlak değerden çok değişimdir. Belirli bir frekansta zaman içinde kayma gözleniyorsa, koruyucu donanımın yeterliliği, kullanım disiplini ve çalışanın görev yeri yeniden değerlendirilir.
Bu karşılaştırmanın yapılabilmesi, tüm sonuçların erişilebilir biçimde arşivlenmesine bağlıdır. Kâğıt föyler halinde dağılmış sonuçlarla anlamlı bir takip kurulamaz.
Odyometri sonuçları tek başına anlam taşımaz; kişisel koruyucu donanım uygulamasıyla birlikte okunmalıdır. Kulak koruyucusu kullanan bir grupta zaman içinde işitme eşiklerinde kayma gözleniyorsa, bu doğrudan koruyucunun yetersizliğine ya da kullanım disiplinindeki soruna işaret eder.
Koruyucu seçimi de bu verinin ışığında yapılır. Kulak tıkacı, manşon tip koruyucu ve çift koruma uygulamalarının zayıflatma değerleri farklıdır. Ortam gürültü düzeyi ve koruyucunun zayıflatma değeri birlikte hesaplandığında, çalışanın kulağına ulaşan gerçek düzey bulunur. Bu hesap yapılmadan seçilen koruyucu, takılıyor olsa bile yeterli koruma sağlamayabilir.
Odyometride saptanan her kayıp gürültüye bağlı değildir. Değerlendirme yapılırken diğer nedenlerin ayırt edilmesi gerekir:
Son madde sıklıkla gözden kaçar. İşyeri dışındaki gürültü maruziyeti, mesleki maruziyetle birlikte değerlendirilmediğinde nedensellik tartışması eksik kalır. Bu nedenle anamnezde iş dışı gürültü kaynaklarının da sorgulanması ve kayda geçmesi gerekir.
Bu ayrımın yapılabilmesi, kaybın deseni ve zaman içindeki seyriyle birlikte değerlendirilmesine bağlıdır. Tek bir ölçümle bu ayrımı yapmak çoğu zaman mümkün değildir; serinin değeri burada da ortaya çıkar.
Odyometri, işe giriş muayenesinin en kısa süren ama en uzun vadeli koruma sağlayan bileşenidir. On dakikalık bir test, hem çalışanın işitmesini korumaya yönelik erken müdahaleyi mümkün kılar hem de işvereni ileride doğacak iddialara karşı belgeli hale getirir.
Ses yalıtımlı kabin, kalibre cihaz ve sertifikalı uygulayıcı üçlüsünü bir arada sunabilen sağlayıcı sayısı sanıldığından azdır. Satem OSGB, odyometri ve solunum fonksiyon testi sertifikalı işyeri hekimi kadrosuyla çalışıyor; testleri hem merkezlerinde hem de odyometri kabini bulunan gezici İSG araçlarıyla işyerinde uygulayabiliyor. Sonuçlar dijital arşivde tutulduğu için takip testleriyle karşılaştırma da mümkün oluyor.
Reklam ve İşbirliği: [email protected]